Dervişoğlu: İstikrar ve Egemenlik Üzerine Önemli Mesajlar Verdi

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 25 Mart 2026 tarihinde TBMM’de düzenlenen partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, “Ne İsrail’in saldırganlığına boyun eğeriz ne de İran’ın radikal istikrarsızlık politikalarını yüceltiriz. İçeride bu büyük kaosu iktidar çıkarlarına hizmet ettirmek isteyenlere sessiz kalmayız. Çünkü bu coğrafyada varlığımızı sürdürmenin ve devleti korumanın yolu, milli egemenlik ilkesini eğip bükmeden, şahsi ya da partizan kaygılarla manipüle etmeden uygulamaktan geçer” dedi.

Dervişoğlu, “Terörsüz Türkiye” sürecine eleştirilerde bulunarak, Türkiye’nin doğu ve güneydoğu bölgelerinin ekonomik potansiyelinin yüksek olduğunu belirtti. “Bu bölgeler, uluslararası ticaret açısından birçok fırsat sunuyor. Sınır kapılarında serbest bölgeler, gümrük merkezleri ve lojistik merkezleri kurulabilir. Ancak mevcut durum, gerçek potansiyelin değerlendirilmesine engel oluyor. Yatırım yapmak yerine teröristlere statü arayışı içinde olanlar, tarımı ve hayvancılığı bilinçli olarak yok ediyor. Ülke bir et krizi yaşıyor, meralar boşa duruyor ama biz bu durumu değiştirip üretimi güçlendirmek yerine, teröristlerle uğraşıyoruz” şeklinde konuştu.

Dervişoğlu, iktidar partisi için “24 yıllık yöneticilikleri boyunca iki kez büyük projeler sunuldu. Ancak vatandaşlık sorunları var. Cumhuriyet değerlerine düşmanlık edenlerin yarattığı bir problem var, bu da Türk sorunudur. Türkiye’de kimseye özel bir sorun üretilmiyor fakat hepimizin ortak bir sorunu var; eşit hissetmiyoruz ve ikinci sınıf muamelesi görüyoruz. Eğer AK Parti’ye bağlı değilsek, iktidarın adaletsiz uygulamalarına karşı çıkıyorsak, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. Türkiye’nin çözüm bekleyen acil sorunu budur ve bu sorunun çözümü sandıktır. Parlamenter sistemin yeniden inşası şarttır. Biz bunun için mücadele veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Son olarak, Dervişoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik politikalarına değinerek, “Türkiye, bir NATO üyesi olarak ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan aşırılıkçı politikalarına mesafeli dururken, İran’ın radikal ve ulus aşırı istikrarsızlık üzerine kurduğu siyasetle de aynı mesafeyi korumalıdır. Türkiye’nin görevi, bu yangının tarafı olmamak ve kendi evine sıçramasını engellemektir. Bu, devlet aklının gereğidir ve Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği yol da budur. Türkiye, İran savaşına askeri olarak müdahil olmamalıdır. Taraflarla ilişkisini yalnızca uluslararası anlaşmaların yükümlülüklerine göre düzenlemelidir” dedi.

Author: isa yetkin