80 yıllık çınar

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası: Müziğin Çınarı

Melisa Vardal – İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Cumhuriyet’in kültürel vizyonundan beslenen köklü bir yapıya sahip. İDSO Müdürü Aycan Küçüközkan, orkestrayı “bize emanet edilen bir orkestra” olarak tanımlıyor. Bu emanet, sadece sahnede duyulan bir sesten ibaret değil; aynı zamanda salonda bulunan seyirciler ve ortaya çıkan bütünlük anlamına geliyor. Orkestranın hikayesi, 1924 yılında Ankara’ya taşınan Riyaset-i Cumhur Musıka Heyeti ile başlıyor ve günümüzde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası kimliğiyle devam ediyor.

Cemal Reşit Rey’in öncülüğünde şekillenen orkestranın, kuruluş yıllarında atılan temelleri üzerinde yükseldiğini görüyoruz. Rey’in tercihleri, orkestranın estetik pusulasını belirleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Günümüzde İDSO, genç bestecilere kayıt yapma imkânı sunmayı ve açık hava konserleri düzenleyerek müziği kamusal alana taşımayı hedefliyor. Orkestra, kökleri derinde, zamana dirençli bir çınar gibi varlığını sürdürüyor.

Geçtiğimiz haftalarda Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen 80. yıl özel konserinde İDSO, müziğin şehri bir arada tutan gücünü bir kez daha hissettirdi. Orkestra, bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de işlevini sürdürmeye devam ederek, İstanbul’un kültürel hayatına katkı sağlamayı hedefliyor.

Emektarlar Anlatıyor

Emekli İDSO Sanatçısı Nazım Acar: ‘İşte bu Cemal, bu’

Orkestramızda kadro eksikliği nedeniyle yaşanan zorluklara rağmen, Cemal Reşit Rey’in önderliğinde yola devam edildi. Rey’in geniş bestecilik dünyası, orkestranın repertuvarını zenginleştirdi.

Emekli İDSO Sanatçısı Mustafa Süder: ‘Ayhaaan Ayhaaan sen beni öldüreceksin’

36 yıl boyunca orkestra içerisinde yaşadığı anılardan birini anlatan Mustafa Süder, Cemal Reşit Rey’in eserleri ile olan deneyimini paylaşıyor. Anılar, orkestranın köklü geçmişinden izler taşıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir